Mountains at the end of the world

Yazan admin | Edebiyat | 6:19 am

Efendim bir varmış, bir yokmuş, şuanda var olduğumuz için varmış kısmındayız. Yazarlığa merak saldığım şu günlerde özel birine tamamlanmamış küçük bir hikaye yazdım. Günden güne tamamlayacağımı umuyorum. Hikayenin devamını hep bu yazıya ekleyeceğim. Hikayenin isminin ingilizce olmasının nedeni daha kuul olması. Herneyse hikayeye başlıyoruz.

edit: Hikayenin adını değiştiriyorum. Başlıktan farkedebileceğiniz gibi.

Bir zamanlar bir at ve sürücüsü varmış. Sürücü atını sürmüş uzak diyarlara, ikiside çünkü sürülmüşler. Sanki lanetlenmiş gibi, nereye gitseler kalacak bir yer bulamamışlar. İnsanlar onları kabul etmemiş. Bir ev bulma umuduyla gitmişler, gitmişler… Taa ki dünyanın sonundaki dağlara varana kadar.

Dağlar o kadar yüksekmiş ki , bulutları delip geçermiş zirveleri. Ve hakkındaki en büyük rivayet, bu dağın tek girişi olan önlerindeki yoldan gidenlerin bir daha geri gelemeyeceğiymiş. Bu yüzden Son Dağlar,  Ölüm Dağları gibi adlar takmışlar.  Dağa sadece belirli bir mesafe tırmanılabiliyormuş çünkü kayalar,ağaçlar, zemin izin vermiyormuş. Zaten korktuklarından kimse de cesaret edemiyormuş tırmanmaya.

Sürücü yola bakmış.

Daha sonra  At’a fısıldamış “Bu dünyadaki tüm yolları yürüdük. Gidecek yerimiz kalmadı”.

At kafasını ileri doğru sallamış. Sürücü yola bir kez daha bakmış. Ve sürmüş atını dağın içine.  Gitmişler, gitmişler. Uzun bir süreden sonra hava kararmış. Yine de durmamışiar. Günlerce gitmişler fakat artık hava aydınlanmıyormuş. Zamanı anlayamaz olmuşlar.  Hiç durmadan usanmadan gitmişler. Fakat yol bitmiyormuş. Atın toynakları zedelendiğinden, artık sendelemeye başlamış ama durmamış.

Yiyecekleri de, içecekleri de tükenmiş. Etrafta hiçbir canlıya ait işaret yokmuş. Sadece kaya. Sürücünün artık gözleri kararmaya başlamış.  Bir süre sonra sürücü atın üstüne yığılmış…

devam edecek –>

No Comments »

No comments yet.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Leave a comment